Pişmiş keşkek dondurucuya konur mu ?

IsIk

New member
Keşkek: Dondurucuya Konur Mu? Bir Aile Hikâyesi

Sevgili forumdaşlar,

Bugün sizlere bir soru sormak istiyorum. Ama sadece bir soru değil, aynı zamanda eski zamanlardan gelen bir anı ve o anının içine sıkışmış bir tartışmanın hikayesini anlatmak istiyorum. Çoğumuzun hayatında küçük ama büyük anlamlar taşıyan yemekler vardır. Kimimiz için o yemekler, annelerimizin tariflerinden kalan birer hatıra; kimimiz için ise yalnızca bir akşam yemeğinden çok daha fazlasıdır. İşte, bu hikâye de tam olarak böyle bir yemek üzerinden şekilleniyor: Keşkek.

Bu yazının sonunda, belki de hep birlikte bir karar vereceğiz; pişmiş keşkek dondurucuya konur mu? Benim bildiğim bir şey var, bu sorunun her evde farklı bir cevabı var. Farklı düşünceler, farklı bakış açıları... Kiminin ağzında bir tat, kimisi içinse yıllar boyu süren bir aile geleneği. Gelin, başımdan geçen bir olayı ve o olayla ilgili yaşananları paylaşayım, belki siz de katkı sağlarsınız.

Bir Aile, Bir Keşkek, İki Farklı Bakış Açısı

Bir akşam, annem mutfakta keşkek yapmaya karar verdi. Keşkek, bizim evde tam anlamıyla bir gelenektir. Her akşam yemeği değil, ama özel günlerde; bayramlarda, büyük kutlamalarda, kısacası hepimizin bir arada olduğu anlarda yapılan o muazzam lezzet. Çekirdek ailede bile herkese ayrı ayrı yedirebileceğiniz o müthiş yumuşacık, bereketli yemek. Annemin ocağa koyduğu tencere, mutfaktan yayılan o nefis kokular... Bir taraftan ben, bir taraftan babam, yemekleri beklerken sohbet ediyorduk. Babam biraz daha çözüm odaklıdır. Teker teker sorunları çözmeye çalışır.

"Annem, bu kadar yemeği tek başına mı yapacak? Bunu dondurucuya koysan nasıl olur?" diye sordu babam.

Annem hemen yanıtladı: "O yemek öyle yapılmaz, canım. Keşkek bir başka zaman pişirilip dondurulamaz. Bu, tamamen o anın, ailedeki herkesin birlikte olduğu zamanın, bir bütünlük duygusunun yansımasıdır. Yemeklerin tazeliği önemlidir."

Babam, sessizce kafasında hesaplamalar yaparak bir süre düşündü. "Ama bu kadar yemek israf olur, ya da bir şey olursa?" dedi. "Yarın bir daha pişirebilirsin, sonra ne yapacağız? O kadar kadar keşkek bir hafta geçmez, saklamayalım."

Babam, çözüm odaklı bir yaklaşım sergileyen biri olarak, her zaman mantıklı bir çözüm bulmak isterdi. Fakat annemin, yemekle duygusal bir bağ kuran, ilişkisel ve empatik yaklaşımı, her zaman işleri daha derinlemesine görmesini sağlıyordu.

Bir Annenin Empatisi ve Oğlunun Çözüm Arayışı

Keşkek pişirmek, sadece yemek yapmaktan çok daha fazlasıdır. Annem, yemekleri hazırlarken kendini, geçmişteki bayramlarda birlikte olduğumuz o günlere, o mutlu anılara taşır. Her bir keşkek tanesi, geçmişin bir parçasıydı. Babam, kendi bakış açısında bir çözüm arayışı içindeyken, annem, yapacağı yemeğin içinde tüm duygularını da biriktirirdi. Çünkü o yemeğin sadece karnımızı doyurmakla kalmaması gerektiğini biliyordu.

Bir yandan babam keşkeklerin nasıl saklanabileceği üzerine düşünürken, annem de o anın değerini anlatmaya çalışıyordu. “Yemek, sadece bir tariften ibaret değildir,” diyordu annem. "Bu yemekle, o anın kıymeti de gider. Ailede bir arada geçirilen zaman, yalnızca bizleri değil, geleceğimizi de şekillendirir."

Ben de bu sırada sessizce onları dinlerken, annemin söylediği her kelimeye hak vermeye başladım. Dondurucu, çözüme ulaşmak için bir araç gibi görünüyor olsa da, gerçekte, o anı canlı tutma hissiyatını bozan bir şeydi. Kendi açımdan baktığımda, dondurucudaki o yemek parçasının, sanki zamanın içine sıkışmış bir hatıra olduğunu fark ettim.

Sonsuz Keşkek Anıları ve Dondurucunun Farklı Hikayesi

Babamın çözüm odaklı yaklaşımı, zamanla “keşkek dondurucuya konur mu?” sorusunu evde daha çok tartışmamıza neden oldu. Her defasında bu basit ama önemli soruya değişik açılardan bakmayı öğrenmeye başladım. Babam için yemek, daha çok mantıklı bir işlemdi; nerede, nasıl ve ne zaman daha verimli kullanabiliriz? Annem ise her zaman için, yemek yapmayı sevdiği bir sanata dönüştürmüş ve bizimle paylaştığı her yemeğin bir anlamı olduğunu hissettiriyordu.

Keşkek, gerçekten de sadece bir yemek değil, bizler için bir miras, bir gelecek, bir aile geleneği. O yüzden belki de o yemeğin dondurucuya girmesi, sadece bir yemek kaybı değil, bir hatıra kaybıydı. Çünkü keşkek, o sıcak tencerenin içinde, ailemizle birlikte geçirdiğimiz her anın hafızasını saklardı.

Şimdi forumdaki arkadaşlarıma sormak istiyorum: Sizce, gerçekten de pişmiş keşkek dondurucuya konur mu? Bu, yalnızca bir yemek tercihi değil, aynı zamanda bizim nasıl baktığımızla ilgili bir soru. Yine de, her bakış açısının bir hikayesi olduğunu unutmamak gerek. Hadi, bir anı paylaşın, bir bakış açınızı yazın. Herkesin söylediği bir şeyler vardır ve belki de bu meseleye bakış açımızı değiştirecek bir hikaye vardır.