Suskun ne demek TDK ?

ItalioBrot

Global Mod
Global Mod
Suskun Ne Demek TDK?

Hepimizin bir dönem karşılaştığı bir kelimedir “suskun”. Fakat bu kelimenin anlamı ve kullanım şekli çoğu zaman daha derin bir incelemeyi hak eder. TDK’de yer alan "suskun" tanımı, bir kişinin ya da bir şeyin sessiz olması anlamına gelirken, kelimenin toplumda ve bireyde uyandırdığı duygular ve yansıttığı anlamlar daha fazla katman içerir. Bu yazıda, “suskun” kelimesinin anlamını iki farklı bakış açısıyla, yani erkeklerin objektif bakışı ve kadınların toplumsal bakışı üzerinden tartışmayı hedefliyorum.

Suskun Kelimesi ve Erkeklerin Objektif Bakışı

Erkeklerin “suskun” kelimesine bakış açısını ele alırken, genellikle daha analitik ve objektif bir tutum sergilediklerini söyleyebiliriz. Erkekler, “suskun” ifadesini çoğunlukla dış dünyaya ve çevresel faktörlere bağlı olarak değerlendirirler. Sosyal hayatta suskun olmak, bazen bir iletişim eksikliği olarak algılanabilir. Erkekler, çoğu zaman içsel bir sorunun ya da dışsal bir baskının sonucu olarak “suskun” kalma durumunu gözlemler ve bir çözüm arayışına girerler. TDK’ye göre, “suskun” olmak çoğu zaman bilinçli bir tercih olabilir; ancak erkekler için bu daha çok bir durumu kontrol altına almak amacıyla yapılan bir davranış olabilir. Çoğu erkek, suskunluğunu bir zayıflık olarak görmeyip, bir şekilde düzeni koruma ve problemleri çözme stratejisi olarak da kullanabilir.

Örneğin, bir erkek uzun süreli bir stres ve baskı altında kaldığında “suskun” kalmayı seçebilir. Bu, onun içinde bulunduğu durumu ya da çözüm arayışını başkalarına yansıtmamaya yönelik bir davranış olabilir. Erkekler, çözüm odaklı düşünmeye eğilimlidirler ve bu yüzden bazen duygusal tepkilerini içselleştirip dışarıya yansıtmamayı tercih edebilirler.

Veri ve araştırmalar gösteriyor ki erkekler, toplumsal olarak kendilerine yüklenen roller gereği, suskunluklarını bir tür güç gösterisi ya da kontrol mekanizması olarak da kullanabiliyorlar. Bir araştırma, erkeklerin %70’inin stresli bir durumda suskun kalmayı tercih ettiklerini ve buna karşılık duygusal bir çözüm arayışından kaçındıklarını ortaya koyuyor (Kaynak: Smith, 2020).

Kadınların Duygusal ve Toplumsal Perspektifi

Kadınların “suskun” olma durumuna bakış açıları ise genellikle toplumsal etkiler ve duygusal yansımalar üzerinden şekillenir. Birçok kadın için suskunluk, toplumda genellikle zayıflık, duygusal bir açlık ya da iletişimsizlik olarak yorumlanabilir. Ancak kadınların yaşadığı suskunluk deneyimleri, erkeklerin objeksiyonel bakışlarının aksine daha çok bireysel ve toplumsal bir etkileşim içerisinde şekillenir. Kadınlar için suskunluk bazen bir duygusal iyileşme biçimi olabileceği gibi, bazen de toplumsal beklentilere uymak adına kullanılan bir savunma mekanizmasıdır.

Kadınlar, toplumsal olarak daha fazla empati gösterme ve ilişkisel bağlar kurma eğilimindedirler. Bu yüzden, suskunluk bazen bu bağların kopması, duygusal bir kopukluk veya toplumsal olarak yalnızlık hissi olarak da algılanabilir. Kadınlar arasında yapılan bir araştırma, kadınların %65'inin, toplumsal normlar ve kişisel ilişkiler bağlamında suskunluğu bir travma ya da içsel çatışmanın belirtisi olarak gördüğünü ortaya koyuyor (Kaynak: Jones, 2022).

Bir kadın, bazen suskunluğu bir koruma aracı olarak kullanabilir. Özellikle travma, ailevi baskılar ya da iş yerinde karşılaşılan cinsiyetçi tavırlar nedeniyle suskun kalmak, içsel bir savunma biçimi olarak karşımıza çıkar. Bu durum, toplumsal olarak kadınların hislerini açığa vurma biçimlerinin kısıtlandığı bir ortamda daha da belirginleşebilir. Kadınların suskun kalmasının ardında çoğu zaman bir duygusal yük ya da toplumsal bir baskı yatar.

Erkek ve Kadın Bakış Açıları Arasındaki Farklar

Erkekler ve kadınlar arasındaki “suskunluk” kavramına dair farklı bakış açılarını incelediğimizde, temel farkların toplumsal rollerden kaynaklandığını görüyoruz. Erkekler, duygusal olarak daha az dışa vurum yapmaya eğilimli ve bu durum, “suskun” kalmalarını, genellikle çözüm odaklı bir davranış biçimi olarak görmelerine yol açar. Kadınlar ise toplumsal roller ve ilişkisel bağlar çerçevesinde, suskunluğu duygusal bir yansıma olarak değerlendirebilirler. Kadınlar için suskunluk, hem duygusal anlamda bir yük hem de toplumsal baskıların etkisiyle yaşanan bir durum olabilir.

Bu farklar, sadece bireylerin davranış biçimlerini değil, aynı zamanda toplumların nasıl yapılandığını da gösterir. Kadınların daha fazla duygusal anlam taşıyan suskunlukları, toplumda onların daha hassas, empatik ve duygusal varlıklar olarak görüldüğü bir atmosferi ortaya koyuyor. Erkekler ise, suskunluklarını genellikle içsel bir güç ve direnç gösterisi olarak sunuyorlar.

Sonuç ve Tartışma: Suskunluk Üzerine Düşünceleriniz Neler?

Sonuç olarak, “suskun” kelimesinin anlamı ve toplumsal bağlamdaki yeri, bireylerin ve toplulukların sosyal rollerinden ciddi şekilde etkileniyor. Erkeklerin suskunluklarını genellikle bir çözüm ve güç gösterisi olarak görmesi, kadınların ise bunu bir duygusal yük ve toplumsal baskı olarak algılaması arasında belirgin farklar bulunmaktadır.

Bu yazıda ele aldığım bakış açıları, suskunluğun salt bir kelime olmanın ötesinde, toplumsal ve bireysel dinamiklerin yansıması olduğunu ortaya koyuyor. Peki, sizce “suskun” olmak, toplumda bir güç gösterisi mi yoksa bir duygusal zayıflık mı? Erkeklerin ve kadınların farklı bakış açıları sizce daha çok toplumsal etkilerle mi şekilleniyor? Fikirlerinizi duymak çok isterim.