Umut
New member
Disiplin anlayışındaki farklılıkları daha iyi anlamak için insanların günlük yaşamlarında hangi sorumlulukları üstlendiğine bakmak gerekir. Çünkü bir kişinin disiplinli olup olmadığını değerlendirirken yalnızca davranışlarını değil, bu davranışları hangi koşullar altında gerçekleştirdiğini de hesaba katmalıyız.
Uluslararası Çalışma Örgütünün (ILO) 2019 yılında yayımladığı, farklı ülkelerin zaman kullanım araştırmalarını inceleyen rapor, kadınların erkeklere kıyasla ücretsiz bakım ve ev işleri için daha fazla zaman harcadığını ortaya koymaktadır. BM Kadın Biriminin 2019 tarihli raporunda da incelenen 88 ülke ve bölgede kadınların ücretsiz bakım ve ev işlerine erkeklerin ortalama yaklaşık üç katı zaman ayırdığı belirtilmektedir. Bu veriler, bütün kadınların aynı sorumlulukları üstlendiği veya bütün erkeklerin ev işlerine daha az katkı sunduğu anlamına gelmez. Ancak toplumsal rollerin zaman kullanımında ölçülebilir eşitsizlikler yaratabildiğini gösterir. International Labour Organization+1
Bu bulguyu disiplin açısından değerlendirelim. Bir erkek iş yerinde belirlediği programa göre çalışıyor ve akşam saatlerinde kişisel hedeflerine zaman ayırabiliyor olabilir. Aynı iş yüküne sahip bir kadın ise eve döndüğünde yemek, çocuk bakımı ve diğer aile sorumluluklarını üstleniyorsa kendi hedefleri için daha az kesintisiz zamana sahip olabilir.
İki kişinin kişisel gelişime ayırdığı zamanı karşılaştırıp birinin daha disiplinli olduğu sonucuna varmak, aralarındaki koşul farklılıklarını görmezden gelmek olur. Çünkü burada yalnızca irade değil, zamanın nasıl dağıtıldığı da belirleyicidir.
Diğer taraftan, ailesinin bakım sorumluluklarını eşit biçimde paylaşan bir erkek, iş hayatındaki hedeflerine ulaşmak için daha fazla planlama yapmak zorunda kalabilir. Tek başına çocuk büyüten bir kadın ise bütün yaşamını sıkı bir programa bağlamak yerine değişen koşullara hızla uyum sağlayan bir disiplin geliştirebilir.
Bu örneklerin ortak noktası şudur: Disiplinin görünür biçimi, insanın içinde bulunduğu yaşam koşullarına göre değişebilir. Bir kişinin düzenli çalışmasını kolaylaştıran koşullarla başka bir kişinin sorumluluklarını yerine getirmesini zorlaştıran koşullar aynı değilse, yalnızca sonuçları karşılaştırmak adil bir değerlendirme sunmaz.
6. Bilimsel Araştırmalar Işığında Öz Disiplin ve Motivasyon
Disiplinin nasıl geliştiğini anlamak için motivasyonun niteliğini de incelemek gerekir. Edward Deci, Richard Ryan ve çalışma arkadaşlarının geliştirdiği Öz Belirleme Kuramı, insanların davranışlarını neden sürdürdüklerini açıklamak açısından önemli bir çerçeve sunar.
Deci, Olafsen ve Ryan'ın 2017 yılında Annual Review of Organizational Psychology and Organizational Behavior dergisinde yayımlanan incelemesi, içsel motivasyon ile kişinin kendi değerleriyle bütünleştirdiği dışsal motivasyonu, baskı ve zorunluluk temelli motivasyondan ayırır. Araştırmacılar ayrıca özerklik, yeterlilik ve ilişkili olma ihtiyaçlarının karşılanmasının daha nitelikli motivasyon, performans ve iyi oluşla bağlantısını tartışır. Annual Reviews+1
Bu yaklaşımı disiplin konusuna uyguladığımızda önemli bir ayrım ortaya çıkar.
Bir kişi yalnızca eleştirilmekten korktuğu için spor yapıyorsa davranışını dış baskıyla sürdürüyor olabilir. Başka bir kişi ise sağlıklı olmak istediği için spor yapmayı benimsemiştir. Her iki kişi de düzenli antrenman yapabilir; ancak motivasyonlarının niteliği farklıdır.
Benzer durum kadınlar ve erkekler için de geçerlidir. Başarı odaklı yetiştirilen bir erkek, ailesinin veya çevresinin beklentilerini karşılamak için kendisini aşırı çalışmaya zorlayabilir. Duygusal ihtiyaçlara önem veren bir kadın ise başkalarını hayal kırıklığına uğratmamak için kendi sınırlarını sürekli ihlal edebilir. Bu iki durumda da dış beklentiler, kişinin kendi ihtiyaçlarını değerlendirmesinin önüne geçebilir.
Elbette dış motivasyonun her zaman olumsuz olduğunu söyleyemeyiz. İş sözleşmeleri, sınav tarihleri, aile sorumlulukları ve toplumsal kurallar yaşamın gerekli parçalarıdır. Önemli olan, kişinin bu sorumlulukları neden üstlendiğini anlaması ve bunları sürdürülebilir biçimde yerine getirebilmesidir.
Bana göre gerçek disiplin, kişinin kendisini sürekli zorlamasından çok, davranışlarını anlamlı bir amaçla ilişkilendirebilmesinde ortaya çıkar. Bir insan neden çalıştığını, neden dinlenmesi gerektiğini ve neden bazı alışkanlıklarını değiştirmek istediğini biliyorsa disiplinini daha bilinçli biçimde yönetebilir.
7. Aynı Hedef, Farklı Yöntemler: Günlük Hayattan Karşılaştırmalı Örnekler
Disiplinin cinsiyete göre değişen sabit bir özellik olmadığını anlamanın en iyi yollarından biri, aynı hedefe farklı yöntemlerle ulaşan insanları karşılaştırmaktır.
Örnek 1: Sınava hazırlanan iki öğrenci
Bir erkek öğrenci her gün çözdüğü soru sayısını kaydediyor, deneme sınavlarının sonuçlarını karşılaştırıyor ve eksik olduğu konulara göre programını güncelliyor olabilir. Bir kadın öğrenci ise çalışma saatlerini önceden planlıyor, grup çalışması yapıyor, zorlandığı konuları arkadaşlarıyla tartışıyor ve stres düzeyini yönetmeye çalışıyor olabilir.
İlk öğrencinin yöntemi daha ölçülebilir, ikincisinin yöntemi daha iş birlikçi görünebilir. Fakat her iki öğrenci de bu yöntemleri cinsiyetleri nedeniyle seçmiş olmak zorunda değildir. Bir kadın ayrıntılı performans tablolarıyla çalışabilir; bir erkek de arkadaşlarından destek alarak öğrenmeyi tercih edebilir.
Üstelik yöntemlerin başarısı, onları kullanan kişinin cinsiyetinden çok öğrenme ihtiyaçlarına ve uygulamanın sonuçlarına bağlıdır.
Örnek 2: İş hayatında yükselmeye çalışan iki çalışan
Bir çalışan haftalık hedefler belirleyerek üretkenliğini artırmaya odaklanabilir. Diğer çalışan ise işlerini önceliklendirmenin yanında ekip içi iletişimi güçlendirmeye, çalışma arkadaşlarına destek vermeye ve iş yükünün adil dağıtılmasına önem verebilir.
İlk yaklaşım bireysel performansı, ikinci yaklaşım ise ekip performansını öne çıkarır. Ancak başarılı bir iş ortamı için her iki yaklaşım da değerlidir. Yüksek bireysel üretkenlik ekip içi çatışmalarla birlikte ortaya çıkıyorsa sonuçların yeniden değerlendirilmesi gerekir. Benzer biçimde, iyi ilişkiler kurulmasına rağmen görevler sürekli erteleniyorsa planlama ve sorumluluk takibi güçlendirilmelidir.
Örnek 3: Aile ve kişisel hedefler arasında denge kurmak
Çocuğuna bakım veren bir baba, iş saatlerini aile sorumluluklarına göre yeniden düzenleyebilir. Bir anne ise kendisine ayırdığı zamanı koruyabilmek için aile üyeleriyle açık bir görev paylaşımı yapabilir. Her iki davranış da öz disiplin, planlama ve sınır koyma becerileri gerektirir.
Burada belirleyici olan, hangi cinsiyetin daha disiplinli olduğu değil, kişinin hedeflerini ve sorumluluklarını nasıl yönettiğidir.
Bu örneklerden çıkardığım sonuç, disiplinin tek bir doğru uygulama biçimi olmadığıdır. İnsanlar farklı yöntemler kullanabilir; önemli olan, seçilen yöntemin amaca uygun, etik, sürdürülebilir ve kişinin gerçek yaşam koşullarıyla uyumlu olmasıdır.
8. Katı Disiplin mi, Esnek Disiplin mi?
Disiplin tartışmalarında sıkça karşılaşılan bir başka soru da katı ve esnek yaklaşım arasındaki dengedir.
Katı disiplin, belirlenmiş kurallara ve programlara mümkün olduğunca bağlı kalmayı gerektirir. Özellikle güvenlik, sağlık, eğitim ve profesyonel sorumluluklar açısından belirli bir tutarlılık önemlidir. Örneğin, bir sağlık çalışanının ilaç uygulamalarında belirlenen güvenlik prosedürlerine uyması veya bir pilotun kontrol listelerini eksiksiz tamamlaması kişisel tercihlere bırakılamaz.
Ancak günlük yaşamın her alanında aynı katılığı uygulamak gerçekçi değildir. Hastalanmak, ailevi bir sorunla karşılaşmak veya beklenmedik bir iş yüküyle uğraşmak, önceden hazırlanmış programların değişmesini gerektirebilir.
Esnek disiplin, hedeflerden vazgeçmek anlamına gelmez. Gerektiğinde yöntemi değiştirmek, öncelikleri yeniden belirlemek ve koşullar düzeldiğinde plana geri dönmek anlamına gelir.
Örneğin, her gün bir saat spor yapmayı hedefleyen biri hastalandığında dinlenmeyi seçebilir. Bu durum, hedefinden vazgeçtiğini değil, uzun vadeli sağlığını kısa vadeli bir programa tercih ettiğini gösterebilir. Buna karşılık, her küçük zorlukta hedeflerini erteleyen birinin de esneklik ile kaçınma davranışını birbirinden ayırması gerekir.
Bence disiplinin gerçek ölçütü, kişinin planını hiçbir koşulda bozmaması değil, plan değiştiğinde bilinçli kararlar verebilmesidir. Kuralın amacı insanın yaşamını iyileştirmekse, kural gerektiğinde bu amaca hizmet edecek şekilde yeniden düzenlenebilmelidir.
Uluslararası Çalışma Örgütünün (ILO) 2019 yılında yayımladığı, farklı ülkelerin zaman kullanım araştırmalarını inceleyen rapor, kadınların erkeklere kıyasla ücretsiz bakım ve ev işleri için daha fazla zaman harcadığını ortaya koymaktadır. BM Kadın Biriminin 2019 tarihli raporunda da incelenen 88 ülke ve bölgede kadınların ücretsiz bakım ve ev işlerine erkeklerin ortalama yaklaşık üç katı zaman ayırdığı belirtilmektedir. Bu veriler, bütün kadınların aynı sorumlulukları üstlendiği veya bütün erkeklerin ev işlerine daha az katkı sunduğu anlamına gelmez. Ancak toplumsal rollerin zaman kullanımında ölçülebilir eşitsizlikler yaratabildiğini gösterir. International Labour Organization+1
Bu bulguyu disiplin açısından değerlendirelim. Bir erkek iş yerinde belirlediği programa göre çalışıyor ve akşam saatlerinde kişisel hedeflerine zaman ayırabiliyor olabilir. Aynı iş yüküne sahip bir kadın ise eve döndüğünde yemek, çocuk bakımı ve diğer aile sorumluluklarını üstleniyorsa kendi hedefleri için daha az kesintisiz zamana sahip olabilir.
İki kişinin kişisel gelişime ayırdığı zamanı karşılaştırıp birinin daha disiplinli olduğu sonucuna varmak, aralarındaki koşul farklılıklarını görmezden gelmek olur. Çünkü burada yalnızca irade değil, zamanın nasıl dağıtıldığı da belirleyicidir.
Diğer taraftan, ailesinin bakım sorumluluklarını eşit biçimde paylaşan bir erkek, iş hayatındaki hedeflerine ulaşmak için daha fazla planlama yapmak zorunda kalabilir. Tek başına çocuk büyüten bir kadın ise bütün yaşamını sıkı bir programa bağlamak yerine değişen koşullara hızla uyum sağlayan bir disiplin geliştirebilir.
Bu örneklerin ortak noktası şudur: Disiplinin görünür biçimi, insanın içinde bulunduğu yaşam koşullarına göre değişebilir. Bir kişinin düzenli çalışmasını kolaylaştıran koşullarla başka bir kişinin sorumluluklarını yerine getirmesini zorlaştıran koşullar aynı değilse, yalnızca sonuçları karşılaştırmak adil bir değerlendirme sunmaz.
6. Bilimsel Araştırmalar Işığında Öz Disiplin ve Motivasyon
Disiplinin nasıl geliştiğini anlamak için motivasyonun niteliğini de incelemek gerekir. Edward Deci, Richard Ryan ve çalışma arkadaşlarının geliştirdiği Öz Belirleme Kuramı, insanların davranışlarını neden sürdürdüklerini açıklamak açısından önemli bir çerçeve sunar.
Deci, Olafsen ve Ryan'ın 2017 yılında Annual Review of Organizational Psychology and Organizational Behavior dergisinde yayımlanan incelemesi, içsel motivasyon ile kişinin kendi değerleriyle bütünleştirdiği dışsal motivasyonu, baskı ve zorunluluk temelli motivasyondan ayırır. Araştırmacılar ayrıca özerklik, yeterlilik ve ilişkili olma ihtiyaçlarının karşılanmasının daha nitelikli motivasyon, performans ve iyi oluşla bağlantısını tartışır. Annual Reviews+1
Bu yaklaşımı disiplin konusuna uyguladığımızda önemli bir ayrım ortaya çıkar.
Bir kişi yalnızca eleştirilmekten korktuğu için spor yapıyorsa davranışını dış baskıyla sürdürüyor olabilir. Başka bir kişi ise sağlıklı olmak istediği için spor yapmayı benimsemiştir. Her iki kişi de düzenli antrenman yapabilir; ancak motivasyonlarının niteliği farklıdır.
Benzer durum kadınlar ve erkekler için de geçerlidir. Başarı odaklı yetiştirilen bir erkek, ailesinin veya çevresinin beklentilerini karşılamak için kendisini aşırı çalışmaya zorlayabilir. Duygusal ihtiyaçlara önem veren bir kadın ise başkalarını hayal kırıklığına uğratmamak için kendi sınırlarını sürekli ihlal edebilir. Bu iki durumda da dış beklentiler, kişinin kendi ihtiyaçlarını değerlendirmesinin önüne geçebilir.
Elbette dış motivasyonun her zaman olumsuz olduğunu söyleyemeyiz. İş sözleşmeleri, sınav tarihleri, aile sorumlulukları ve toplumsal kurallar yaşamın gerekli parçalarıdır. Önemli olan, kişinin bu sorumlulukları neden üstlendiğini anlaması ve bunları sürdürülebilir biçimde yerine getirebilmesidir.
Bana göre gerçek disiplin, kişinin kendisini sürekli zorlamasından çok, davranışlarını anlamlı bir amaçla ilişkilendirebilmesinde ortaya çıkar. Bir insan neden çalıştığını, neden dinlenmesi gerektiğini ve neden bazı alışkanlıklarını değiştirmek istediğini biliyorsa disiplinini daha bilinçli biçimde yönetebilir.
7. Aynı Hedef, Farklı Yöntemler: Günlük Hayattan Karşılaştırmalı Örnekler
Disiplinin cinsiyete göre değişen sabit bir özellik olmadığını anlamanın en iyi yollarından biri, aynı hedefe farklı yöntemlerle ulaşan insanları karşılaştırmaktır.
Örnek 1: Sınava hazırlanan iki öğrenci
Bir erkek öğrenci her gün çözdüğü soru sayısını kaydediyor, deneme sınavlarının sonuçlarını karşılaştırıyor ve eksik olduğu konulara göre programını güncelliyor olabilir. Bir kadın öğrenci ise çalışma saatlerini önceden planlıyor, grup çalışması yapıyor, zorlandığı konuları arkadaşlarıyla tartışıyor ve stres düzeyini yönetmeye çalışıyor olabilir.
İlk öğrencinin yöntemi daha ölçülebilir, ikincisinin yöntemi daha iş birlikçi görünebilir. Fakat her iki öğrenci de bu yöntemleri cinsiyetleri nedeniyle seçmiş olmak zorunda değildir. Bir kadın ayrıntılı performans tablolarıyla çalışabilir; bir erkek de arkadaşlarından destek alarak öğrenmeyi tercih edebilir.
Üstelik yöntemlerin başarısı, onları kullanan kişinin cinsiyetinden çok öğrenme ihtiyaçlarına ve uygulamanın sonuçlarına bağlıdır.
Örnek 2: İş hayatında yükselmeye çalışan iki çalışan
Bir çalışan haftalık hedefler belirleyerek üretkenliğini artırmaya odaklanabilir. Diğer çalışan ise işlerini önceliklendirmenin yanında ekip içi iletişimi güçlendirmeye, çalışma arkadaşlarına destek vermeye ve iş yükünün adil dağıtılmasına önem verebilir.
İlk yaklaşım bireysel performansı, ikinci yaklaşım ise ekip performansını öne çıkarır. Ancak başarılı bir iş ortamı için her iki yaklaşım da değerlidir. Yüksek bireysel üretkenlik ekip içi çatışmalarla birlikte ortaya çıkıyorsa sonuçların yeniden değerlendirilmesi gerekir. Benzer biçimde, iyi ilişkiler kurulmasına rağmen görevler sürekli erteleniyorsa planlama ve sorumluluk takibi güçlendirilmelidir.
Örnek 3: Aile ve kişisel hedefler arasında denge kurmak
Çocuğuna bakım veren bir baba, iş saatlerini aile sorumluluklarına göre yeniden düzenleyebilir. Bir anne ise kendisine ayırdığı zamanı koruyabilmek için aile üyeleriyle açık bir görev paylaşımı yapabilir. Her iki davranış da öz disiplin, planlama ve sınır koyma becerileri gerektirir.
Burada belirleyici olan, hangi cinsiyetin daha disiplinli olduğu değil, kişinin hedeflerini ve sorumluluklarını nasıl yönettiğidir.
Bu örneklerden çıkardığım sonuç, disiplinin tek bir doğru uygulama biçimi olmadığıdır. İnsanlar farklı yöntemler kullanabilir; önemli olan, seçilen yöntemin amaca uygun, etik, sürdürülebilir ve kişinin gerçek yaşam koşullarıyla uyumlu olmasıdır.
8. Katı Disiplin mi, Esnek Disiplin mi?
Disiplin tartışmalarında sıkça karşılaşılan bir başka soru da katı ve esnek yaklaşım arasındaki dengedir.
Katı disiplin, belirlenmiş kurallara ve programlara mümkün olduğunca bağlı kalmayı gerektirir. Özellikle güvenlik, sağlık, eğitim ve profesyonel sorumluluklar açısından belirli bir tutarlılık önemlidir. Örneğin, bir sağlık çalışanının ilaç uygulamalarında belirlenen güvenlik prosedürlerine uyması veya bir pilotun kontrol listelerini eksiksiz tamamlaması kişisel tercihlere bırakılamaz.
Ancak günlük yaşamın her alanında aynı katılığı uygulamak gerçekçi değildir. Hastalanmak, ailevi bir sorunla karşılaşmak veya beklenmedik bir iş yüküyle uğraşmak, önceden hazırlanmış programların değişmesini gerektirebilir.
Esnek disiplin, hedeflerden vazgeçmek anlamına gelmez. Gerektiğinde yöntemi değiştirmek, öncelikleri yeniden belirlemek ve koşullar düzeldiğinde plana geri dönmek anlamına gelir.
Örneğin, her gün bir saat spor yapmayı hedefleyen biri hastalandığında dinlenmeyi seçebilir. Bu durum, hedefinden vazgeçtiğini değil, uzun vadeli sağlığını kısa vadeli bir programa tercih ettiğini gösterebilir. Buna karşılık, her küçük zorlukta hedeflerini erteleyen birinin de esneklik ile kaçınma davranışını birbirinden ayırması gerekir.
Bence disiplinin gerçek ölçütü, kişinin planını hiçbir koşulda bozmaması değil, plan değiştiğinde bilinçli kararlar verebilmesidir. Kuralın amacı insanın yaşamını iyileştirmekse, kural gerektiğinde bu amaca hizmet edecek şekilde yeniden düzenlenebilmelidir.